ebru okulu/
marbling school

 

ebru sanatı / marbling art

aletler / tools

makale / article

firca / brush

NEDEN USTA-ACEMİ
HER EBRU SANATÇISINI
LİSTEME EKLİYORUM?

tarak / comb

boya / paint

lale / tulip

köksal ÇİFTÇİ / Aralık 2009

battal / battal

GİRİŞ
Bize yöneltilen eleştirinin özeti şöyledir:
“Fırça tutmayı, boya ezmeyi, kitre çözdürmeyi öğrenememiş, kağıda her çektiği çamur gibi olan ebrucu adaylarını ‘Türk Ebru Sanatçıları’ listesine koyuyor, Hatip Mehmet Efendi, Necmettin Okyay, Mustafa Düzgünman gibi çınarlarla eş tutuyorsun. Yaptığın doğru değil! Bu insanlar eğer listeye girmek istiyorlarsa ustaları gibi çalışsın, alın teri döksün, yüz akı ürünlerle toplum karşısına çıksınlar. Listeye girmeyi hak etsinler, vb.”
Söylenenler ilk bakışta doğruymuş gibi geliyor insana.
Öyle ya, kişi, adının Düzgünman’la anılmasını istiyorsa, her gün tekne açmalı, ter dökmeli, gece gündüz demeden çalışmalı, en az onun eserleri ayarında iş üretmelidir. Üstelik ebrucu adayı günümüzde Düzgünman döneminde olduğu gibi zorluk içinde de değildir. Kitrenin toz hale getirilmişi, boyanın fabrikalarda çözülmüşü, fırçanın, teknenin, tarağın hazırı elinin altında. Öd bile marine edilmiş, sıkıntıları giderilmiş, şişelenmiş bir halde kargoyla kentine, kasabasına, köyüne, evine ulaştırılmaktadır. Kağıdın ise her türlüsü, hem de en uygun fiyatla evinin altındaki kırtasiyecide satışa hazır. Ona kalan, yukarıda sayılanları, bir günlük zaman harcamayla bir araya getirmek ve ellerinin kirlenmesini göze alarak çaışmak!
Haklı olarak şu sorulacaktır:
Madem bunları siz de biliyorsunuz, o halde neden sitenizde tersi bir uygulama yapıyorsunuz?
Açıklayalım.
Yukarıdaki gerekçelere bakarak birçok ebrucuyu veya ebrucu adayını liste dışında bırakmak, bize birçok açıdan kusurlu davranışmış gibi geliyor. Çünkü inanıyoruz ki bu tür davranışlar bizlerden pek çok şey alıp götürür.
Peki neler götürür?
Sıralayalım:
1- Emeğe saygıda yanılgıya düşeriz.
2- Çevremizin/ustamızın etkisinde kalarak dışımızdakilere tavır alırız.
3- Araştırmacı ve tarihçilere taraflı, kusurlu belge üretmiş, bırakmış,
4- Mesleki örgütlenmeye -dernek kurmak gibi- gitmenin yolunu kesmiş oluruz.
Ne demek istiyoruz, dilerseniz sayılanları biraz açalım.
1
Emeğe saygıda yanılgıya düşeriz.

a-) Ustalık, estetik düzey, teknik yeterlilik vb. hem sanatçı, hem de sanat tüketicisi için görece bir kavramdır. Yani, bir grup insan bir sanatçıyı usta görürken, bir başka grup insan aynı sanatçıyı yeterli görmeyebilir. Bunu örnekleyelim: Birçok insan Mustafa Düzgünman imzalı ebru edinebilmek için etek dolusu para dökmeye hazırken, güzel sanatlar mezunu ve sanatçı kimliğini kanıtlamış bazı dostlarım ise onun eserlerinin duvara asılacak yeterliliğe sahip olmadığını söylemektedir. Bu durumda Düzgünman karşısında nasıl bir tavır takınacağız? İşleri para ediyor diye göklere mi çıkaracağız, yoksa estetik ve artistik beğenisi yüksek bazı insanların sözüne uyup onu görmezden mi geleceğiz?
Burada kim haklıdır?
Bu aşamada bizi kimin haklı olduğu ilgilendirmiyor.
İlgilendiğimiz, Düzgünman ve benzeri sanatçıların döktükleri alın teri ve ürettikleri emektir. Bize, onu ve benzerlerini yargılamak değil, ürünlerini sergilemek ve hakkında tarafsız bilgi vermek düşer. Gerisi sanat tüketicisine kalmıştır. Herkes eğilimine göre hareket etmekte serbesttir; kimi hiç ilginç bulmaz, kimi işlerini satın alıp duvarına asar, kimi de haklarında kitap yazar.
Ama görmezden gelmek, insafla bağdaşır bir davranış değildir.
b-) Bir başka sakınca da sanatçıların kişisel becerilerine göre ayrıma uğratılmasıdır.
Bacağının aksak olması, gözünün şaşı olması, dilinin peltek olması, boyunun kısa olması, vb. kişinin dışlanması, katagorize edilmesi ve aşağılarda görülmesi için yeterli bir neden midir? Dahası derisinin rengi siyah, sarı ya da beyaz olması onun sanatını yargılamamızda etken olmalı mıdır?
Bu sorulara aklı başında hiç kimse evet diye yanıt veremez.
Kişinin beceri oranı da bu tür etkenlerdendir. Yani, bazı insanlar çok yeteneklidir, bazıları orta düzeydedir, bazıları da yeteneksizdir. İnsanlık onuru hiç kimseye yetenekliyi alkışlarken, orta düzeyde ve yeteneksiz kişileri aşağılama hakkı tanımaz. Kimsenin yeteneksizleri görmezden gelme hakkı yoktur. Yaşamda neyin ne olacağı belli olmaz. Çok yetenekli bir kişi, çalışma azmi göstermediği için silinip giderken, az yetenekli olup azimle kendini geliştiren bir kişi sonunda çok başarılı bir sanatçı olabilir.
Bir başka etken de olanaklar sorunudur.
Bir kişi ülkemizin en uzak bölgesinde doğmuş, eğitim alamamış, sanat çevreleriyle ilişkiye geçememiş, malzeme edinememiş olabilir. Ama deha düzeyinde yetenekli olabilir. Kentlerde yaşayıp güzel sanatlar eğitimi aldık, en iyi ortamlarda fikir alış verişi yapıp kültürel düzeyimizi yükselttik, en iyi malzemeyi kullandık diye onları görmezden mi gelmeliyiz? Unutmayalım ki -Cenap Şahabettin’in dediği gibi- dağın doruğuna yılan sürünerek, kuş uçarak varır. Bizim kanatlarımız var diye sürünerek çıkan canlıların doruğa ulaşmasını görmezden mi gelmeliyiz? Önemli olan zirveye ulaşmak değil midir?
Görüldüğü gibi emeğe saygıda yanılgı, bizden en başta insanlığımızı alıp götürmektedir.
2
Çevremizin/ustamızın etkisinde kalarak dışımızdakilere tavır alırız.

Değerbilirlik insan erdeminin belki de en temel ögesidir.
İnsanın, bilgi, beceri aktaran ve sürekli elinden tutan, karnını doyuran, yaşam hakkında bilgi veren, meslek edinip geçimini sağlamada önayak olan ustasına bağlılık gösterir olması yadsınabilir mi? Biz de ustamızı -ki o, yaşıtım da olan Barutçugil’dir- her zaman gönlümüzde yaşatmaktayız. Dost toplantılarında ebru sanatından söz açıldığında ilk onun adını anarız. Bizim için yaşayan en büyük ebrucu odur. Yine de bu bizi kaba bir taraf tutucu haline sokmaz. En azından biz öyle davrandığımızı sanırız.
Konuyu neden açtık, böyle davranan mı var ki?
Ne yazık ki ebrucu dostlarımızın tamamına yakını bu tutum içinde.
Daha üzücü olanı, yaşayan usta konumunda olanlardan birkaçının olaya dinsel inanç, siyasi eğilim ve hatta tarikat farklılığını ön planda tutuyor olmalarıdır. Kendisi gibi düşünüp, ustası türünde sanat üretmeyen ebrucuları dışlamakta, yok saymakta, görmek zorunda kaldıklarını da küçümsemektedirler. Bunların sitelerindeki ebrucu adları yalnızca ustalarının, yakın fikirdaşlarının ve öğrencilerinin adlarıdır. Sayıları da iki elin parmaklarını geçmez. Hatta bazı ustalar, farklı davrananları öteleyici sözler bile kullanmaktadırlar. Öyle ki bunların gözünde farklılar suçlu gibidir.
Ustaya saygının bu düzeyde seyretmesini doğru bulmuyoruz.
Kimsenin kimseyi ustasının ve kendisinin biçemine, dünya görüşüne ve dinsel inancına saygıya zorlamaya hakkı yoktur. Kişi özgür bırakılmalıdır.
Çevremizi ve ustamızı sevip değerbilir davranmak bir hak. Ama bu hak bizi bağnazlığa götürmemeli, dışımızdakileri ötekileştirme kusuruna taşımamalıdır.
3
Araştırmacı ve tarihçilere taraflı, kusurlu belge üretmiş oluruz.

Seçkinci ve mesafeli davrandığımızı sanarak kusurlu bilgi üretiyoruz.
Özellikle beğenmediğimiz ve kişilik, teknik ve inanç olarak kendisine yakın durmadığımız ebrucuların adını anmaktan kaçınıyoruz. Hatta öyle ki işlerini beğenmediğimiz bir ebrucuyla aynı kuflağın insanı olduğu için yetkin iş üreten birçok ebrucunun adını da anmaktan geri duruyoruz. Sanki şöyle düşünülüyor: Birini an, diğerini anma olmaz, polemik çıkar, tatsızlık olur. En iyisi hiç bulaşmamak.
Gelinen çizgide sayıları 100’leri bulan ebrucu görmezden geliniyor, yok sayılıyor.
Bu tür davranış içinde olan ustalara birkaç örnek verebilir miyiz?
Bedel ödeyeceğimizi bile bile üçünün adını anıyoruz:
Alpaslan Babaoğlu, Hikmet Barutçugil ve Mahmut Peşteli.
a-) Alpaslan Babaoğlu:
Babaoğlu http://www.geleneksel-ebru.com adlı sitede görüşlerini sergilemiş. Yazılanlar önemli bilgiler içeriyor. Tarihçe bölümü de öyle. Bu bölümde ebru sanatçıları sıralanmış. Yalnızca adlarını alalım ve sitedeki sırasıyla koyalım: Şebek Mehmet Efendi, Hatip Mehmet Efendi, Şeyh Sadık Efendi, Hezarfen Edhem Efendi, Necmeddin Okyay, Bekir Efendi, Sami Okyay, Sacit Okyay, Mustafa Düzgünman.
b-) Hikmet Barutçugil:
Barutçugil’in http://www.ebristan.com/?s=8 adresli sitesinin ‘Ebru’nun Tarihçesi’ başlığı altındaki sayfasında adı anılan ebrucular sırasıyla şöyle:
Şebek Mehmet Efendi, Hatip Mehmet Efendi, Şeyh Sadık Efendi, Hezarfen Edhem Efendi, Şeyh Nazif Efendi, Necmeddin Okyay, Bekir Efendi, Sami Okyay, Sacit Okyay, Mustafa Düzgünman.
Barutçugil çağdaşımız ebruculardan seçme sapıyor:
‘Günümüzde bu sanatı devam ettiren ustalar arasında Niyazi Sayın, Fuad Başar, Alparslan Babaoğlu, Timuçin Tanaslan, merhum Nusret Hepgül, Feridun Özgören ve bir çok genç sanatçı mevcuttur.’
c-) Mahmut Peşteli:
Peşteli, diğer iki sanatçıya göre oldukça genç bir ebrucudur. Ama ürettiği işler yetkindir. Örnek olarak seçmemizin nedeni de budur. Sanatçımız işlerini ve fikirlerini http://www.mahmutpesteli.com/tr/ adresli sitesinde sergiliyor.
Onun ebru sanatçısı listesi ise şöyle:
Hatip Mehmet Efendi, Şeyh Sadık Efendi, Ethem Efendi, Necmeddin Okyay, Mustafa Düzgünman.
Yukarıya alıntılanan verileri yorumlayalım bir:
Hem Babaoğlu, hem Barutçugil, hem de Peşteli ebru sanatımızın önemli insanları. Ürettikleri işler hem teknik, hem estetik, hem biçem açısından yetkin. Meslek grubu içinde ve sanat dünyası içinde de hak ettikleri popülerliğe sahipler. Bizim gözümüzde de ustalıkları tartışılmazdır, diğer ebrucu ve ebrucu adaylarının gözünde de. Meslekle ilgili bilgi edinmek isteyenler onların ağzına bakıyor, söylediğini doğru kabul ediyor.
Babaoğlu ne yapıyor?
Alpaslan Bey kendisinden sonra ebrucu yetişmemiş gibi davranıyor. Listesine ancak ölmüş ebru ustaları girebiliyor. Öyle ki kendisi gibi Düzgünman’ın icazetli öğrencisi olan Fuat Başar bile liste dışında kalıyor! Yok sayılanlar içinde Barutçugil ve Peşteli de var.
Barutçugil ne yapıyor?
O da Babaoğlu gibi rahmetli olmuş klasik dönem ebrucularını sıralıyor. Kendi kuşağınından birkaç kişinin adını anıyor. Kendinden sonra gelen sanatçıları ise anmıyor, görmezden geliyor.
En cimri davrananı en yeni kuşağın üyesi, Mahmut Peşteli. Peşteli çağdaşı olan hiçbir sanatçının adını anmadığı gibi klasik ustalar arasında da ayıklama yapıyor ve ancak beş rahmetli bu değerli sanatçının listesine adını sokmayı başarıyor. Ya onca usta ebrucu? Buna hak yemek denmez de ne denir?
Oysa adı anılmadan ebru sanatı hakkında sağlıklı bilgi verilemeyecek öyle çok sanatçımız var ki. İşte onlardan aklımıza ilk gelen birkaçının adı:
Eli Alpaslan, Sabri Mandıracı, Nedim Sönmez, Ahmet Çoktan, Peyami Gürel, Beki Almeleh, Yılmaz Eneş, Köksal Çiftçi, Füsun Arıkan, Eda Özbekkangay, Ali Saraç, Mehmet Refii Kileci, oğul Timuçin Tanaslan, Osman Şimşek ve daha niceleri...
*
Genç ebrucu ve ebrucu adaylarının adını anarak onları bu yönde yüreklendirmenin bize bir kötülüğü dokunmaz, tam tersi, sayısız yararları olur. Bu insanlar yalnızca İstanbul gibi büyük metropollerde yaşamıyorlar. Ülkemizin tüm kentlerindeler ve topraktan ekin filizi gibi fışkırıyorlar. Öyle de hevesliler, becerikliler ki, küçük bir omuz vermeyle bulundukları ortamda harikalar yaratıyorlar.
Örnek göstermemizi isteyenler Ömer Sabuncu’nun http://www.omersabuncu.com/ adresli sitesini ziyaret edebilirler. Bu değerli insan yaklaşık iki yıl önce bizimle ilişkiye geçip ebru örneği gönderdi. Hepsinin renkleri çürük toprak görünümündeydi ve boyalar kağıttan yol yol akmıştı. Ama işe öyle içten sarılışı vardı ki, hiç karşılaşmadığımız bu insanın, kısa sürede tekniğini toparlayacağından kuşku duymak aklımıza gelmedi. Kendi olanaklarımızla elimizden gelen desteği vermeye çalıştık. Sitemizde adını andık, mail adresini verdik, fotoğraflı özgeçmişi altına kişisel sitesinin linkini koyduk. Bu davranışımız sonucunda acemi birini usta listesine eklediğimiz gerekçesiyle kınayıcı e-postalar almıştık. Aradan yaklaşık iki yıl geçti. Bizi kınayanlar lütfen bu değerli kardeşimizin yukarıda adresi verilen sitesine bir göz atsın, son ürettiği işlerine baksınlar, ortada boşa giden emek var mı, görsünler.
Olgu, tek bir örnekle sınırlı değildir.
Diğer Anadolulu genç dostlarımızın gelişmeleri de ortadadır. Sitemizin ‘Türk Ebru Sanatçıları’ sayfalarında site adresi bulunan bu insanların gösterdikleri gelişmeler de yakından izlenebilir. Üstelik bu ebru gönüllüleri bulundukları kentlerde boş da durmuyorlar. Kurslar açıp öğrenci yetştiriyor, sergi düzenleyip ürettiklerini Anadolu insanıyla paylaşıyorlar.
Ebru için bundan daha güzel bir gelişme olabilir mi?
4-
Mesleki örgütlenmeye gitmenin yolunu kesmiş oluruz.

Ebru öğrenmeye başladığımız yıllarda sayımız azdı ve ustalar nedense kendi kontrolları dışında bu mesleği öğrenmeye çalışanlara iyi gözle bakmıyorlardı. Öyle ki neredeyse hiçbir usta bir diğerinin açtığı sergiyi ziyaret etmezdi. Zamanla sayımız çoğaldı. Ebru sanatı birkaç kişinin tekelinden çıkarak gerçek bir halk sanatı halini aldı. Bizlerin sayısı onlarla ifade edilirken, bizden sonraki nesil yüzlerle ifade edilmeye başlanmıştı. Olasıdır ki artık sayımız binlerle ifade edilir hale gelmiştir. Bu, bize örgütlü olmak gereğini işaret etmektedir.
Geç kalındığını düşünenler olabilir, ama biz o inançta değiliz. Diğer pek çok iş koluna, -mimarlar, ressamlar, grafikerler, karikatürcüler vb.- oranla çok yeni bir oluşum sayılırız. Onların bazılarının öbekleşme süreci Osmanlı’nın son çeyreğine dek ulaşmaktadır. Biz ebrucuların gerçek kitlesel yapıya ilk tuğlayı koyması Düzgünman’ın yaşadığı günlere denk gelmektedir. O günden bu güne bu, yaklaşık elli yol eder. Bu ise sivil toplum örgütlenmesi için oldukça kısa bir süredir.
Kurulan kişisel ebru sitelerini ziyaret ettiğimizde hala meslektaşlarımızın birbirlerini görmezden geldiğini, yok saydığını görmekteyiz. Yani hala birlik kültürü edinememişiz. Bir ebrucu, diğerini kollama refleksine sahip değil. Mülkiyeliler gibi, Galatasaraylılar gibi, mimarlar gibi, gazeteciler gibi olamıyoruz.
Bunun en belirgin örneği, ebrucuların birbirlerinden mesleki bilgi saklamaları. Biri bir teknik bulduğunda bir diğer meslektaşına öğretmiyor, devlet sırrı gibi saklıyor. Dahası yaptığıyla da övünüyor. Durum bu denli geri bir konumdayken ebrucuların örgütlenmesi zor görülüyor.
Bunu aşmanın biricik yolu, her ebrucunun diğer ebrucuyu usta-acemi demeden bağrına basmasından, büyüğün küçüğü kollamasından, kişisel yaşamındaki eğilimleri ne olursa olsun herkesin birbirini sırf ebrucu olduğu için sevmesinden geçer.

SONUÇ
Onun için suya boya atan her ebrucuyu baş tacı ediyor, emeğine değer veriyor, sitemizdeki ilgili sayfada adını anıyor, kişisel bilgilerini yayımlıyoruz. Bu yapılanın onlara moral verdiğini, katkı sağladığını ve usta-acemi tümünün kişiliklerini güçlendirdiğini düşünüyoruz.
Bunu, içinde insan ve meslek sevgisi olan herkes yapabilir.
Ayrıca:
Sitemizde gördüğünüz görsel, yazısal, şematik her malzemeyi izinsiz olarak alıp sitenizde kullanabilirsiniz. Hakkınızda hiçbir hukuksal işlem yaptırmayız.
Çünkü böylesi bizi kat be kat çoğaltacaktır.
Lütfen meslektaşlarınızı görünüz, seviniz, kollayınız, destekleyiniz!
İnanın bu sizi daha iyi ve güçlü ebrucu yapacaktır.

gel-git / gel-git

kitre / gum

sanatcilar / artists
 sf: 1  2  3  4  5  6  7
Neden Herkes Listede?

tarih / history

iletisim / contact

ev / home


k
öksal ç
iftçi /artist-CV
 

tEPE / tOP